Sevgili Öğrenciler,Tüm eğitim modelleri öğrenciler üzerine kurulu olduğu halde genel eğitim disiplinlerinin tamamında öğretmen ön planda öğrenci arka planda kalmaktadır. Bu durum eğitim hayatımızdaki başarısızlığın en büyük nedeni ve çıkmazıdır.
Bilgi çağı dediğimiz yüzyılımızda ihtiyacımız olan tüm bilgilere bir tıkla ulaşma olanağımız varken aynı bilgileri öğretmenden dinleme gayreti bize sadece zaman kaybettirir. Üstelik öğretmen modelli eğitimlerde konular aralıklarla anlatılır. Yani bir konuya başladığınızda o hafta bitmeyip yarısı diğer haftaya sarkabilir. Bu kesik kesik öğrenme zihinde tamamlanamadığından eksik öğrenme, sentez yapamayan bir beyin, niteliksiz zaman kaybı gibi, vb sorunlara yol açar. Örneğin Sıfatlar konusunu okulda ya da dershanede birkaç haftaya yayarak anlatılır. Bu hafta niteleme ,sayı, belgisiz, işaret sıfatını dinleyen öğrenci diğer hafta soru sıfatını adlaşmış sıfatı,vb görüyor. Ancak bunların hepsinin aynı zamanda verilebilmesi gerekir ki öğrenci mukayese yaparak öğrenebilsin. Üstelik zarflarla olan benzerlik ve farklarını da verebilmelisiniz ki tam öğrenme gerçekleşsin. Ancak ders süreleri buna müsaade etmez ve öğrenme gerçekleşmez.

Tüm bunlara ilaveten etüdü bekleme, yolda geçen zaman kaybı, sınavlar yaklaştıkça bitmeyeceği düşünülen konuların kaygısı, aile içi soğuk atmosfer vb. durumlar daha derse başlamadan bizi yorar. VERİMLİ DERS ÇALIŞMA UZMANI olarak diyebilirim ki derse hazırlık sürecinde geçirdiğiniz zamanı evde ders çalışsanız başka zamanlara ihtiyacınız kalmaz. (Örneğin yatakta kitap okumayı sevdiğini söyleyen bir öğrenci 15-20 sayfadan sonra beynim yoruldu, kafam almıyor artık deyip kitabı bırakmak ister. A benim akıllı öğrencim beyin yorulmaz! Yorulan şey el-kol kaslarımızdır, o da duruşumuzdan kaynaklı. Öğrencilerimizin çoğu da ders öncesi aşırı efor harcadıklarından derse geldiklerinde çoğu zaman enerjileri bitmiş olur. Derse karşı isteksiz olmanız, derslerin zor gelmesi, yorgunluk hissi emin olun çok çalışan beyninizden değil sizi oraya getiren diğer organlarınızdan kaynaklı.)
Klasik öğrenme metotları artık geçerliliğini yitirmiştir ya da yitirmek zorundadır. Neden böyle düşünüyoruza açıklık getirelim. Klasik modelli bir eğitim şöyle işler.

Öğretmeniniz olarak sizden bir romanı ezberlemenizi , bu romandan sizi sınav yapacağımı, dipnotları dahil satır satır her bir içeriği soru yapacağımı söylesem ve hazırlık olarak da nasıl ezberleyeceğinizle ilgili yöntemleri size aktarsam ne olurdu? Ya da yapılabilirliği ne kadar aklınıza yattı? Yaklaşık 500 sayfalık bir romanı her hafta 10-15 sayfasını ezberlemeye çalışsanız bir yılda bitmez. Üstelik 50 hafta yayarak okuduğunuz romanın başı sonu belli olmaz. UNUTULUR.

Şimdi örneğimizdeki romanı kaldırıp yerine tarih, geometri, matematk,edebiyat, biyoloji, vb. koyalım. Dershanelerde ya da özel derslerde bir ders 10 aya yayılarak anlatılmıyor mu? Romanı ezberleyemeyecek olan beynimiz aynı modelle nasıl öğrenecek biyolojiyi, Türkçeyi. Birbirinden bu kadar uzak zamanda anlatılan bilgiler zihinde bütünlük arzetmez. Kopuk kopuk anlatılan bilgi size sadece ama sadece şunu söyletir. ''Çalışıyorum, çalışıyorum bir türlü puanım artmıyor.''

Bu durumda sorun siz değerli öğrencilerde mi, yoksa size uygulanan programlarda mı? İşte bu program klasik model öğretmedir. Bu yüzden geçerliliğini yitirmiştir. Mezun bir öğrencinin tekrar hazırlık için önünde koca bir yıl olmasına rağmen, üstelik gerekli çalışmayı da yapmış olduğu halde bir sonraki yıl puanının yerinde sayması başka nasıl açıklanabilir. Klasik model öğretme, potansiyelinizi yok etmekle kalmaz yavaş öğrenmenize sizi zorla iter. Öğrenci hep ikinci plandadır ve sınıf düzeni , müfredat takibi zorunluluğu yüzünden öğrenci arka planda kalır. İdeal öğrenmede ya da modern öğrenme yönteminde kürsüde öğretmen değil öğrenci olmalıdır. Muhteşem bir beyniniz var. Neden yavaş öğrenesiniz ki.

Modern öğrenme yöntemi Eğitim Koçluğuyla öğrenciye kazandırılabilir. Öğrencinin dershanesinde konular zamana yayılarak anlatılırken eğitim koçunun yaptığı alternatif ders programında ise sözel dersler tümdengelim (bütün-parça), sayısal dersler tümevarım (parça-bütün) yöntemiyle mümkün olduğunca erken sürede bitirilerek uzun süre tekrara zaman bırakılır. Dershanelerde Milli Eğitim müfredatı takip edildiğinden konular bir yıla yayılır. Bir romanı bir yıla yayarak okuduğumuzda bir şey anlamadığımız gibi ders programlarını da anlamak güçtür.

Profesyonel öğrenci koçlarıyla çalışan öğrenciler dersleri müfredata bağlı kalmadan erkenden öğrenir. Dershaneyi sadece tekrar için kullanırsa eğer ideal öğrenme gerçekleşmiş olur. ÖSYM'nin sınav soruları her bir dersin dört yıllık konuları kapsayacak şekildedir. Yani bir biyoloji sorusunu yapabilmek için 4 yıllık müfredatı bilmek gerekir. Bir integral sorusuna da yapabilmek için tüm matematik konularını bilmek gerekir. Durum buyken konuları 10 aya yayarak çalışma sizce tam öğrenmeyi gerçekleştirir mi?
Tavsiye edilen öğrenci koçlarıyla modern öğrenmede tüm konular mümkün olduğunca erken süresinde bitirilir. Geriye kalan sürede hata analizleri yapılır. Yani rakipleriniz hala konu öğrenirken daha hiç görmedikleri konu varken siz ikinci tekrarı yapmaya başlarsınız ve hatalarınızı sıfırlarsınız. Kendi maksimumunu yapan tüm derecelik öğrenciler bu modelle (SIFIRLAMA TEKNİĞİ) çalışırlar.

PROGRAMI UYGULAYABİLECEK GÖNÜLLÜ ÖĞRENCİLER İÇİN (VERİLEN GÖREVİ YERİNE GETİREBİLECEK) BAŞARI GARANTİSİ VERİYORUZ. DERSLERİNDE VEYA DERSHANEDE PUAN ARTTIRMA GARANTİSİ VERİYORUZ.
PROGRAMIN ETKİSİNİ GÖRMEK ADINA 7-10 GÜN ÜCRETSİZ DENEME SÜRESİ VERİYORUZ.


Tuna ŞAHİN MATEMATİKÇİ , PROFESYONEL ÖĞRENCİ KOÇU